buket's profile%&dark_angel&%PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 17

    nasihatttt

    16 Ekim

    BAZILARINA NASİHATLAR

    Bazılarına NasihatlerYitirmeden kıymet bilemiyorsan,
    Sonradan pişmanlık boşuna artık!
    Aklından şüpheyi silemiyosan,
    Kendine düşmanlık boşuna artık!

    Seneler geçtikçe zaman tükenir.
    Gözlerin hep sağa sola bakınır.
    Yorgun kalbin çırpınmaktan çekinir.
    Güvenme gözüne, kaşına artık!

    Şarta bağlı sevgi, aşk mı olurmuş?
    İhtimali sevda düşte kalırmış.
    Gerçek aşık davetsiz de gelirmiş.
    Bu defa sen takıl peşine artık!

    Kaçarak, korkarak çözüm bulunmaz.
    Bakmadan, görmeden nedir bilinmez.
    Lakin görünenden sual olunmaz.
    Dönme sen bu işin başına artık!

    Ne sevdiğin belli; ne sevmediğin,
    Bir hakaret kaldı, bir sövmediğin,
    Gelme deyip kapından kovmadığın,
    Başkasını koy sen düşüne artık!

    Olmayan duygular yaratılamaz.
    Tenekeden altın üretilemez.
    Hatada, yanlışta diretilemez.
    Bir an evvel bak sen işine artık!
    December 14

    :)

    11 Aralık

    UNUTMAYIN

     Gitmen gerektiğini bilip de cayamadığın

    Kaç an’ın var?

    Ya kalacakken kapı dışarı edildiğin?

    Kaç an’ın var

    Sen yaşadığını sanırken

    Hiç başlamadığını fark ettiğin ?

    * Kısa kısa anlardan bir ömür biriktiriyoruz.

    Mutsuz yaşamak için çok uzun, ertelemek, ıskalamak ve umursamamak içinse çok kısadır hayat.

    Yaşadığımız anlardan kendi yaşam öykümüzü yazdığımıza göre o her an çok değerlidir...

    UNUTMAYIN
    December 09

    ZAMAN AYRILIGI VURUR...

    zaman ayrılıgı vurur... Dipsiz bir sevda yokuşunda, yanımda kal...Bırakma beni yaban sevdalara Düşü olmayan acı sonsuzluga... Geceye inat yoklugunda....Bir bedel ki sürgünlerde sensizligim... Sonu yok...Dönüşü yok... bedeli bensizlik olsun ihanetinin...Gitme ruhum... Sen yokken hicran düşer bu şehre...Gitme sevdigim... Sen yokken tutsak düşerim bir isyan gecesine .....ölürüm..sen yokken...ket vurur şehir ışıkları söz vermiş bir aşka...Bilmem...Bilemem... ferin aydınlatırmı içimi bir daha ...Kaybolursun puslu rüyaların ardında....Gurura yokuş sevdalar da... Birileri aglıyorfu hesapsız gidişime .... Annem aglıyordu... Süslenmiş sokaklardan geçerken... BeN AgLıYoRdUm...Ama olsun dedim ya BiR TaNeM!.. Geriye bir hiç kalsa da benden , Andım olsun yazgıma!...Atacagım seni silecegim gözlerimden! Duvarlara gömdüm yalnızlıgımı hüzün akşamlarında...YeMiNlİyİm DöNdÜgÜmDe!...YeMiNlİyİm SaNa!...BiLİyOrUm SeNdE DÖnEcEkSiN!...aMa bUlUr MuSUN Bİr beN dAhA?...yEmİnLiYiM!...GüNeŞe ÇıKTıGıMdA AgLaTaN AşKıNa ...YeMiNlİyİm!...BiR MaHsUn vEdA Ya! YeNiLdİm sEn çIKmAzIn VeFaSıZ bİr aŞkInA ...ŞiMdİ GüNaHlArA AdAkLArIm...öZ GeÇeRMi gÖzPıNaRlArImA, bİr dAmLa KaLıR aŞkıMa iNaT ... gÖzÜüMüN seN kEnArıNDa....BiLiYoRuM AgLıYoRsUn Bİr yErLeRde......bEnDe aGlIyOrUm.... KaDeRe iNaT hAlA SaNa...deRiNlErİmDen caN aLaN cAnImA aGlıYoRuM....naSıL UnuTaBiLiRiM Kİ SEnİ!...uNuTaMaM.... YaS TuTmUş YüReGiMi!...GöNlÜmDe aKşAmLaRı kaRşIlıYOrUm BUgüN... sEvDiGiM!...GöZyAşInA YEmİnLiYiM!....sEn aGlIyOrSuN ya!...sAhTe seVdaLaRA İNtiZarSıN yA... kAlAmAm sEnDE , bıRaK GiDeYİm... sen MuTlU Ol!.... BeKlEyEnİm biR KArA haBerSe , DURMA ÖNÜMDE!..... bırak !... bırak!... kurşunlara geleyim!....yüregimde çaresizlik var... gönlüm'den .... gönlün'e.........((^^bİr gÜn MuTlAkA^^))

    December 05

    ey Türk kızı

    Sen ki; kökleri tarihe, dalları Turan illerine uzanan bir ulu cınardın.
    Sen ki; yeri geldiğinde yüzünü toprağa degdirecek kadar mütevazi,
    Yeri geldiğinde ?kükremiş sel gibi, bendini çiğneyip aşan? bir pınardın.
    Sen ki; Süyümbikilerin, Selcenlerin, Nene Hatunların torunu,
    Asırlar boyu cesaret ve ahlak timsali idin.
    Sen ki; fıtratının getirdiği hasletleri ilminle yoğuran
    Eğilmez bir duruşun adıydın.
    Ya şimdi?
    Ne oldu sana Türk Kızı?
    Gönlündeki isyan fırtınalarını kimler dindirdi de,
    Obandaki kara bulutlardan bihaber oldun?
    Emperyalistlerin tepesine inmesi gereken yumruğun
    Tırnakların kırılır diye mi sıkılmıyor artık?
    Gönül ?orduların dağıtılmış?, gönül ?kalelerin fethedilmiştir?.
    Uyanmak için daha ne bekliyorsun Türk Kızı?
    Namusunun, iffetinin, cesaretinin,
    Maneviyatının üzerinde oynanan haince oyunları fark et!
    Oynanan bu oyunlarda piyon olarak kullanılmana izin verme!
    Dön bir bak kendine!
    Aynada gördüğüm yüz senin mi?
    Düşün ve özünü bul!
    Gerçekten olmak istediğin kişi misin ve hak ettiğin yerde misin?
    Seni sen yapan ailen, tören, ahlakın,idealistliğin nerede?
    Şimdi zaman,
    Kaybettiğin hüviyetini geri almak için savaşma zamanıdır.
    Şimdi zaman, gönlüne ve zihnine vurulan zincirleri kırma zamanıdır.
    Şimdi zaman, atalarının şerefli mirasını geleceğe taşıma zamanıdır.
    Şimdi zaman, kanına olan vefa borcunu ödeme zamanıdır.
    Şimdi zaman, Müslüman-Türk kızı sıfatının hakkını verme zamanıdır.
    Şimdi zaman, Boynunu bükük bırakanların boynunu kırma zamanıdır.
    Başlamak bitirmenin yarısıdır. İlk adımı at artık!
    At ki, obamız dirlik, töremiz birlik olsun.
    Lider Türkiye?ye göç başladı. Sen nerdesin?
    Yola çıkarken, başını dik tutmayı kendine düstur edin,
    Çünkü ülkü bir ufuktur.
    Başı dik olmayan göremez.
    Türk Kızı!
    Sen Türk Milletinin bekası için doğdun ve şüphesiz onun için öleceksin.
    Sen dün fatihler doğurdun, şimdi medeniyetlere gebesin.
    Azmin ve kararlılığınla başarabileceğine inancımız, imanımız kadar tamdır...

    November 19

    yalnızlık

    06 Ekim

    yalnızlık

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    Ne tuhaf, vaktim olmazdı
    yalnızlığı bunca bilirken
    kendimi hiç yalnız sanmazdım
    çevremde hep birileri vardı,
    ben hep birilerinin yanındaydım
    günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
    aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
    kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
    bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
    bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
    bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
    sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
    elde olmayan nedenle
    sudaki halkalar gibi genişleyen
    küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
    vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
    birbirimizi çok sevdik hep
    yıllarla azala azala

    şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
    yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
    eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
    şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
    telefonun başına geçiyorum
    alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
    gün ölüyor meşgul numaralarla
    şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
    şimdi ne kadar yalnız...
    yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
    her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
    büyücü ellerimin kara sanatı yazı
    en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
    bağışlamasız sanarken kendimi
    en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
    tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
    denenmemiş başlangıçları göze aldım,
    hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
    mutfağı beklemek hep bana kaldı
    bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
    her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
    hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
    odalarınıza, ruhlarınıza
    buraya

    eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
    Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
    yalnızca, Merhaba, deseniz,
    o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
    bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
    sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
    sanki beni yeniden sevdiniz
    ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
    yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
    isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
    ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
    bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
    o yıkanmış zamanlara...

    yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
    her zaman yalnızdım
    kitaplar kadar yalnız
    yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
    herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

    her zaman yalnızdım
    yanardağlar kadar yalnız
    ey kafiye sevenler,
    şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

    nankörlük etmeyeyim gene de,
    yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

    evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
    gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
    yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
    yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
    İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
    iş var

    October 22

    ATATÜRK diyor ki;

    Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu:

    Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.

    Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

    Halbuki, Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!...
    O halde, ya istiklâl ya ölüm!

    İşte, gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır. Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranacağını farz edelim. Ne olacaktı? Esirlik!
    Peki efendim. Öteki kararlara boyun eğme durumunda sonuç bunun aynı değil miydi?

    Şu farkla ki, istiklâli için ölümü göze alan bir millet, insanlık haysiyet ve şerefinin gereği olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve hiç şüphesiz, esirlik zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete bakarak dost ve düşman gözündeki yeri bambaşka olur.

    Sonra, Osmanlı hânedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, elbette Türk milletine karşı en büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü, millet her türlü fedakârlığı göze alarak istiklâlini kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği takdirde, bu istiklâle kazanılmış gözüyle bakılamazdı. Artık, vatan ve milletle hiçbir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin istiklâl ve haysiyetinin koruyucusu mevkiinde bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi?

    Halifeliğin durumuna gelince, ilim ve tekniğin nurlara boğduğu gerçek medeniyet dünyasında gülünç sayılmaktan başka bir yanı kalmış mıydı?

    Görülüyor ki, verdiğimiz kararın uygulanmasını sağlayabilmek için daha milletin alışkın olmadığı bazı konulara dokunmak gerekiyordu. Ortaya atılmasında, kamuoyu bakımından büyük sakıncalar doğuracağı sanılan hususların dile getirilmesinde kaçınılmaz bir zaruret vardı.

    Osmanlı Hükûmeti'ne, Osmanlı padişahına ve Müslümanların halifesine baş kaldırmak, bütün milleti ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.

    VATAN

    "Türk birli
    ğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyalar
    ı içinde kapayaca
    ğım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yar
    ının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacakt
    ır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varl
    ığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güne
    ş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." “Bu gün Sovyetler Birli
    ği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostlu
    ğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olaca
    ğını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, t
    ıpkı Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün Rusya’n
    ın elinde s
    ımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ula
    şabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapaca
    ğını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inanc
    ı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip ç
    ıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Haz
    ırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak.. Dil bir köprüdür.
    İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünle
    şmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz, bizim onlara yakla
    şmamız gereklidir. Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacakt
    ır.” “Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaks
    ın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde
    bulunacakt
    ır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller y
    ığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yard
    ım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin."
    "Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çal
    ışkandır, Türk Milleti zekidir." "Ancak kendilerinden sonrakileri dü
    şünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına kavu
    ştururlar” "Milli mücadelelere
    şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur." "Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanl
    ık kar
    şısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz" "TÜRK çetin i
    şler başarmak için yaratılmıştır!" "Milli benli
    ğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır." Mustafa Kemal Atatürk